16 Nisan 2011 Cumartesi

Pul Diye Geçmeyin

Sınavdı, bitirme teziydi, iş güç derken en sonunda bloguma geri döndüm. İçimden geldi bu girdiyi de Atatürk'e adayayım dedim ama öyle vatan-millet şeklinde değil. Oturdum araştırdım. Atatürk'ün ölümünden sonra onun için basılan pulları inceledim. Genelde 1940-1980 arası basılmış.Güzel bir çalışma oldu sanırım. Takdiri size bırakıyorum. Yalnız "ehehe ülkeler de pek tırt ülkelermiş" diyenlere sözüm o ki bu ülkelerin çoğu gelişmekte olan ülkeler olup, bir çoğu emperyalizme karşı öyle ya da böyle mücadele etmiş ülkelerdir. Veya kuruldukları dönemde Atatürk ile çok samimi ilişkilere sahip devlet başkanlarını bulunduran ülkelerdir. Sanırım işin sırrı burada.



AFGANİSTAN




ARJANTİN




BANGLADEŞ




GİNE





GÜRCİSTAN-ABHAZYA




HİNDİSTAN




İRAN







MAKEDONYA




MARSHALL ADALARI





MISIR





MORİTANYA





NİKARAGUA





PAKİSTAN









TUNUS






7 Nisan 2011 Perşembe

Tarihteki Manyaklar

Canım sıkıldı . Ders çalışmam lazım ama dedim napıyım napıyım ? Baktım blogum duruyor. Dedim bir kaç bir şey yazayım şenlensin ortam. Neyse bugünki yazımda belli başlı diktatörleri anlatayım dedim.


ADOLF HİTLER


Bu en deli atanı. Kurduğu Nazi partisi ile iktidara tırım tırım gelmiş. En son seçimlerde başa geçip deli gibi silahlanmış. Bütün Almanları bir arada toplayacağım diye Polonya'ya saldırarak İkinci Dünya Savaşını fitillemiş şahıs. 6 milyon yahudiyi katlederken, tüm dünyayaya yayılan savaş nedeniyle toplamda 80.000.000 (seksen milyon) kişinin ölümüne sebep veren amca.


BENİTO MUSSOLİNİ


Üsttekinin kankası italyan deli . Bunun çok deli katliamı yok ama faşizmin kurucusu olan asker. İkinci Dünya Savaşında bizim neyimiz eksik ulan diye Afrikaya çöreklenmiş. Savaş sırasında hiç bir şey yapamayıp bütün cephelerde yenilmiş.


JOSEPH STALİN


Bu da kominist manyak. İkinci dünya savaşını biz kazandık ulan diye celallenmiş, kendi rejimine muhalif ne kadar insan varsa katletmiştir. Özellikle kafkas halklarına ( ukraynalılar, kırım türkleri tatarlar, gürcüler ) büyük zulumler etmiş. Rejim karşıtlatını vagonlara doldura doldura sibiryaya sürmüş, uranyum madenlerinde çalıştırmış öldürmüştür. Toplamda öldürdüğü sivil sayısı Hitlerden fazladır. Bir de komünistler pek sever bunu şaka gibi. Adam komünizme karşı diye milyonları öldürmüş. Yesinler ideolojinizi.


SLOBODAN MİLOSEVİÇ


Bu hayvan oğlu hayvan da bir başka deli. Sırp devlet başkanı. Bağımsızlık için "evet" diyen Bosna ya saldırmış, yüzbinlerce Bosnalı müslümanı katletmiş. Sonra kendi de geberdi gitti.


SADDAM HÜSEYİN


Bu da içlerinde en şanssızlarından. Amerika geldi çat diye astı. Yalnız Saddam da az değildi . Türkmenler, Kürtler , Şii müslümanlara kan kusturdu. Kurduğu Sosyalist-Arap partisi olan BAAS partisi sayesinde bol bol insan öldürdü.


AYETULLAH HUMEYNİ


Bu da az hınzır değil. Özgürlük getiriyorum diye komünistlerle el ele devrim yapıp, ertesi gün hepsini asarak kurtulmuş adam. İranda hayvani baskı rejimi kurmuş kişi. Hala günümüzde etkilerini belli eden sistemin sahibi.



FRANCİSCO FRANCO

İspanyol general. 36 sene ülkeyi tek başına yönetmiş. Başta Katalanlar olmak üzere bütün solcuları öldürmüş. İç savaştan sonra yönetimi ele geçirmiş kişi . İkinci dünya savaşında gizliden Hitleri de desteklemiştir.



FİDEL CASTRO


Yine komünistlerin toz kondurmadığı sosyalist mastürbatörü adam. Devrimden sonra onlarca kübalıyı ülkeden sürmüş , bilmem kaç yıldır hala ülkeyi tek başına sıfır muhalefet ile yöneten adam. Kardeşim bi adam bir ülkeyi senelerdir yönetiyorsa ona diktatör denir. nokta.


NİKOLAY ÇAVUŞESKU

Romanyalı komünist diktatör. İlk başlarda iyi işler yapsa da sonra bokunu çıkarmış kişi. En son devrim olduğunda karısı ile canlı yayında kurşuna dizilmiştir. Midesi kaldıranlar youtube dan izlesin


MUAMMER KADDAFİ

Bu aralar pek revaçta olan sosyalist libyanın kurucusu. Bilmem kaç senedir ülkeyi yöneten manyak. Gerçi şu aralar destekliyorum orası ayrı.


AUGUSTO PİNOCHET

Şili'nin diktatörü. 30 küsür sene iktidarda kalmış. Asmadığı kesmediği solcu kalmamış. 


İDİ AMİN


Bu da Ugandalı manyak. Ülkeyi tek başına yıllarca yöneten, emrindeki kabileleri katleden, kendi keyif içinde yaşamış kişi. 2003 de ölmüştür.


POL POT



Bu deli de Kamboçyalı komünist. Kızıl Kmerler partisi başkanı. Yaşlı-genç-çocuk-kadın-erkek ayırımı yapmaksızın yüzbinlerce insanı işkencehanelere dönüştürülen okullarda, idareye karşı olduklarını itiraf ettirdikten sonra ölüm tarlalarına sürdürmüş. Bilim adamlarından tutun ellerinde nasır olmayanları " aha bu işçi değil kesin amerkan ajanı" diye öldürtmüşlüğü vardır. yaklaşık 3 milyon insanı öldürtmüştür.


Hepsi bu kadar mı ? Değil. Mısırdan Hüsnü Mübarekler, Suriyedan Hafız Esad, Arnavutluktan Enver Hoca, Hırvatistandan Ante Palaviç falan da var ama üşendim yazmaya . Ne diyelim, umarım öldürdükleri masum insanlar huzur içinde yatarlar.

3 Nisan 2011 Pazar

Ülkeler-Bayraklar-Anlamlar

ANGOLA

Kırmızılı alan : AİDS virüsü taşıyan insanlar
Siyah alan : Sıtmalı insanlar
Sarı alan : Tedavi görebilecek olan insanlar.


 SOMALİ

Mavi alan : Cinsel şiddet gören kadınlar
Beyaz alan : Cinsel şiddet görmeyen kadınlar



KOLOMBİYA


Kırmızı alan : Muz ihracatçıları
Mavi alan : Kahve ihracatçıları
Sarı alan : Kokain ihracatçıları



BREZİLYA


Yeşil alan : Aylık 10 dolardan az maaşla yaşayan insanlar
Sarı alan : Aylık 100 dolardan az maaşla yaşayan insanlar
Mavi alan : Aylık 1000 dolardan az maaşla yaşayan insanlar
Beyaz alan : Aylık 100.000 dolardan fazla kazanan insanlar




AVRUPA BİRLİĞİ


Mavi alan : Harcanan petrol
Sarı alan : Üretilen petrol



BURKİNA FASO


Kırmızı alan : 1 yaşını doldurmadan ölen çocuklar
Yeşil alan : 3 yaşını doldurmadan ölen çocuklar
Sarı alan : Büyüyebilen çocuklar


AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ

Kırmızı alan : Irak savaşını destekleyenler
Beyaz alan : Irak savaşı karşıtları
Mavi alan : Irak'ın nerede olduğunu bilmeyenler




ÇİN


Kırmızı alan :14 yaşındaki çalışmak zorunda olan çocuklar
Sarı alan : 14 yaşındaki okuyan şanslı çocuklar





31 Mart 2011 Perşembe

Uzayda Hayat Var mı ?

Bu soruya Türk halkının verdiği cevaplar 4 şekilde oluyor.

1) Evet var . Basit organizmaların hayatta kalması için gereken ortamların sağlandığı yerler vardır.
(%1 civarı en bilgili ve başarılı kesim)

2) Var abi var . Mısır piramitlerini bile onlar yapmış.
( %20 civarı. Az da olsa başarılı kesim. genelde uzaylı diye tabir edilen şeyin koca kafalı , uzun gözlü , 2 elli , 2 bacaklı yaratıklar olarak hayal eden yine de ümitsiz olmayan kesim )

3) Cenab-ı Allahın yaratma gücü sonsuzzz
( %60 civarı . Kaderci kesim. Bunlara göre her şeyin Kur-an da açıklaması vardır. Bişey söylersin . Aaa o zaten Kur-an da yazıyor derler. Hiç inanmayana göre iyi bir kesim)

4) Yok lan ne uzaylısı yürü git
( %29 civarı. Bunlar inanmaz. Mavi yer küremize sadık kesim)



Neyse efendim konumuza dönelim. Şu uzaylı meselesi insan oğlunun hayatı boyunca kurcaladığı konu olmuş. Yok Maya tapınaklarında uçan daire varmış, yok zıttırı uygarlığında UFO lar uçuşmuş falan falan . Tabi daha bilimsel olsak iyi olurdu. Her neyse, SSCB ile başlayan uzay yarışı ABD nin atakları ile gidip gelen bir mücadeleye dönüştü ama her zaman ki gibi ABD kazandı.  Bu konuda halen en başarılı çalışmalar hiç kuşkusuz NASA tarafından yapılıyor. Geçen televizyonda astronotlarla dalga geçen tüpçülerimizin reklamı vardı . Ne başarılı . Elalem uzay mekiği yollar. Biz tüpçü yollamışız . Bir de dalga geçiyoruz. Elin Amerikalı adamı uzayda Türkçe konuşacak sanki. Neyse konudan çok saptım.

Şimdi, uzay denen bir boşluk var. Bu devasa boşlukta (dikkat edin sonsuz demedim . Çünkü uzayın sınırları olduğu kanıtlandı . Sınır derken big-bang patlamasından beri sürekli genişleyen sınırlar) bizim şirin mavi gezegenimiz dünya, güneşin etrafında bıcır bıcır dönüyor. Peki evren ne kadar büyük ? Ya da ne kadar gezegen veya yıldız var ? Şimdi öncelikle galaksi tanımını yapalım. Galaksiler, gezegenlerin veya yıldızların bir araya gelerek oluşturdukları sisteme, daha basit haliyle kümeye veya gruba deniyor. Bizim şirin mi şirin dünyamız Samanyolu galaksisi adı verilen sisteme dahil. Aha yukarda resmi var. Dünya o sarmal kolların birinde toz zerresi kadar. Ortadaki parlak şeyin ne olduğu bilinmiyor. Kimisine göre büyük bir kara delik.

Pekiiii kaç tane gezegen var Samanyolu galaksisinde ? Tahmin edin ? Edemezsiniz zorlamayın. Yaklaşık 400.000.000.000 (dört yüz milyar) a kadar gezegeni barındırdığı söylenmekte . Evet şaka değil . Ama bitmedi . Uzayda tahminen 100.000.000.000 (yüz milyar) galaksi olduğu tahmin edilmekte . Pekiiiii her bir galaksi, ortalama dört yüz milyar gezegene sahip olsa ? Çarp 400 milyar ile 100 milyarı ? Eder sana toplamda 40.000.000.000.000.000 gezegen !!! Sanırım zııttıtıtıtriiyon diye okunuyor .Hiç kafanızı zorlamayın. Gözünüzü kapatıp dünyadaki bütün okyanus sahillerini hayal edin.Kumlar gezegenler olsun.İşte dünya ordaki "tek bir kum taneciği". Kimse kusura bakmasın ama bu kadar büyük bir rakamın içinde bir tek bizim gezegenimizde yaşam olduğunu söylemek abes olur.

Güneş sisteminden başlarsak, Merkür ve Venüs çok sıcak . Mars desen, eh içlerinde en iyisi. Ama yaşam yok . Belki biz koloni kurarız . Geri kalan Jüpiter,Uranüs, Satürn falan bunlar dev gaz topları. Yani ayak basacak toprak yok. Güneş sisteminde tek bir yerde yaşam olma ihtimali var. Jüpiterin uydusu Europa . Yüzeyi tamamen buzla kaplı. Buzun altında devasa okyanuslar var. Okyanusların tabanında aktif volkanlar varmış. Eğer bu volkanlar suyu ısıtıyorsa , ki ısıtıyor , buz kabuğunun altındaki okyanusta yaşayanların olması çok muhtemel. NASA buraya bir gemi yollayıp sondajla buzu kırmak istiyor. Sonra da kamera yollayıp buzun altına bakacak. Ben umutluyum.

Peki nerede bu kadar uzaylılar ? İşte sorun orda. Ya gerçekten yoklar . Ya da biz bulamıyoruz. Öncelikle uzayda seyahata gelirsek bunu yapmamız imkansız. Güneş sisteminde yaşam olmadığı çok açık. O zaman güneş sisteminden dışarı çıkıp gezinsek ? O kadar kolay değil. Uzay o kadar o kadar, o kadar, o kadar büyük ki , ve biz o kadar yavaşız ki bunu başaramayız. Örneğin günümüz teknolojisi ile fırlatılan bir aracın Jüpitere ulaşması 8 sene alıyor. Bu aracın güneş sisteminden çıkıp en yakın yıldız takımına ulaşması ne kadar sürecek biliyor musunuz ? 25.000 (yirmibeş bin) yıl . Evet şaka gibi. Yani şu an fırlatsak, 25 bin yıl sonra en yakın yıldıza ulaşacak. Haliyle kimse hayatta olmayacak. Bu yine iyi , Samanyolu galaksisinin bir ucundan diğerine gitmeye kalksak 1.500.000  bir buçuk milyon yıl falan sürüyomuş . Bazı zekiler "eheh ışınlanmayı bulsak" falan diyor ama o da işe yaramaz. Daha hızlı olmak zorundayız. Işınlanmayı bulsak bile en yakın yıldıza ulaşmak seneler alıyor. Einstein, evrenin eğilip bükülebildiğinden bahsetmiş. Bundan hareketle yapılacak en mantıklı hareket solucan deliği adı verilen delikler açmak . Deliğin bir tarafından girince , hop diye bambaşka bir galaksiden çıkyorsunuz. Bilim kurgu filmi gibi lan. Ama olmayacak şey değil. Çünkü NASA ufak solucan delikleri açmayı başarmış.

Kısacası insan oğlunun tek yapabildiği şey "dinlemek". Evet uzayı dinliyoruz. Devasa radyo teleskopları ile 50 yıldır uzayı dinliyoruz. Dinliyoruz dediğim Samanyolu galaksisinin %1 ini anca dinleyebiliyoruz. 50 yıldır duyduğumuz tek ses "derin bir sessizlik". Sadece 1970 lerde 6 saniyeliğine çok uzak bir yıldızdan sinyal almışız o kadar . Orayı da elli yıldır en gelişmiş cihazlarla dinliyoruz ama tık yok. Sanki birileri kapıyı çalıp kaçtı.



Bu da Dünya'nın Ay'dan çekilmiş resmi. Çok güzel bir görüntü.Şimdi gelelim biraz eğlence kısmına. Amerika'nın 1970lerde Voyager isminde bir aracı uzaya fırlattığı biliniyor. Üstelik Voyager bütün gezegenler hakkında önemli bilgiler verdi. Şu anda güneş sisteminden çıkmak üzere. Düşünün 1970lerde yollandı . Anca güneş sisteminden çıkacak . İşin en komiği bu Voyager denen uzay aracının üstüne resimler var. Örneğin Kadın Erkek resimleri, Dünyanın Samanyolu galaksisindeki koordinatları falan. Hani bizi bulun diye. Ve bu Voyager seyahat ederken her saniye yaklaşık 50 dilde mesajı uzaya yolluyor .Türkçesini buldum koydum . Bunu dinleyen uzaylının vereceği tepkiyi merak ediyorum.

http://voyager.jpl.nasa.gov/spacecraft/languages/audio/turkish.au

Umarım dinleyebilmişsinizdir . Cidden bomba bir şey . Gülsemmi ağlasammı bilemedim. Tabi bu kayıt, araç uzaya fırlatılmadan 1970 lerde yüklenip yerleştirilmiş. Bir de Türk milletinin zekasını seviyorum . Bazıları diyor ki kara delik tarafından yutulursak başka bir boyuttan çıkarmışız falan . Yok canım öle bir şey . Kara delik tarafından yutulursan param parça olursun. Karadeliklerin çekim gücü o kadar kuvvetlidir ki ışığı bile emerler. Düşün artık.

Bir de Pluton meselesine gelince, bazıları plüton çok küçük o yüzden artık gezegen değil diyorlar . Ne alaka lan ?  Plütonun gezegen olmamasının sebebi, güneş sistemi içinde yer alan bölüme dahil olmamasıdır.Jüpiter de çok büyük . Büyük olunca ne oluyor ? Neyse, çok yazdım. Bütün bunları nerden biliyorum ? Yan dal olarak uzay mühendisliği okudum . Yok yok. Beleşe youtube dan belgesel izledim. Merakı olanlar izlesin. National Geographic- Known Universe ( Bilinen Evren) diye dehşet bir seri. Aratırsanız türkçe dublajı bile var. Hepsini izlemeniz haftalar alır . Bölüm bölüm izleyin.

30 Mart 2011 Çarşamba

Evita Peron


Kısaca Eva Peron . Daha uzun sevenler için Maria Eva Duarte De Peron.  İlk adam akıllı girdimi Eva'ya adayayım dedim. Malum Arap dünyasının diktatörlükleri bir bir yıkılıyor.1950'lilerin Arjantininde hüküm süren diktatör Juan Peron'un eşi. Ancak kocası gibi paramiliter kökenli bir devlet adamının aksine son derece mümtaz bir şahsiyet.Tek adam-diktatör eşlerinin son derece şatafatlı hayat sürdüklerine hep alışmışızdır. Ancak Eva Peron tüm bunlardan farklı bir kişilikti . Amerikalı pop şarkıcı Madonna bile onun hayatını oynayan Evita müzikalinde bizzat Eva'yı oynadı.E boru değil yani .


Neyse peki kimdir bu Eva ablamız ? Biraz böyle Yıldız Tilbe gibi "annem bacım kurban olurum" karakterli bir insan. Varoşlarda doğmuş. Hatta evlilik dışı bir ilişkiden . Güzelliğinden ötürü radyo sinemada ufaktan boy göstermeye başlayınca,o dönemde albay olan Juan Peron ile evlenmiş. 1946 seçimlerinde kocasının kazanması için çok çalışmış. Fakir, evsiz ve işsiz insanlara hitap etmiş.

Eşi başbakan olduktan sonra işlerine devam etmiş. büyük bir vakıf kurarak yoksullar için çalışmış. Proletaryanın gözüne girmiş. Kocasının faşist tutumunun aksine işçi sınıfı ile bağlarını hiç koparmamış. Aksine iktidar ile halk arasında köprü olmuş. Yurtsuzlara evsizlere barınaklar yaptırmış.Arjantinde kadınların oy kullanma hakkı elde etmesini sağlamış. Bir rivayete göre evinden dışarda ilk kez pantolon giyebilen kadın da Eva Peronmuş. Arkasına aldığı halk kitleleri ile kocasının iktidarda kalmasını sağlamış.







Ancak Eva Peronumuz maalesef 33 yaşında, çok genç yaşta, yakalandığı rahim kanseri yüzünden hayatını kaybetti. Son günlerinde kocasının yanında ayakta durabilmek için kürkünün içine metal cisimler taktırdığı söyleniyor . Ne kadar doğru bilemem . Ancak döneminde Arjantininde komünizm-kapitalizm çekişmesine bir alternatif olarak Peronizm doğmuştur ki , Eva öldükten sonra askerler sırf peronizm tekrar hortlamasın diye cenazesini İtalyaya yollamış, başka bir isimle gömdürtmüşlerdir. ancak yıllar sonra 1973 de cenaze Arjantine getirilip tekrar defnedilebilmiştir.


Böyle ilginç bir yaşam öyküsü var Eva Peron'un. Ayrıca ülkedeki müslüman azınlığı koruduğundan, öldüğünde Şişli Camisinde mevlit okutulmuştur. Şaka değil.


Daha çok merak edenler mutlaka Madonna'nın Evita Müzikalini izlesin . 
"Dont cry for me Argentina , the truth is I never left you"

29 Mart 2011 Salı

Blog Açtım. Çok mutluyum

Desem de inanmıyorum tabi. Başıma yeni icat aldım. Ne kadar gereksiz bilgi varsa yazmayı düşünüyorum. Belki yazdıkça yazasım gelir. Aslında çok uzun zamandır düşünüyodum blog açmayı. Kısmet bugüne olmuş. Çok sık güncelleme yaparmıyım bilmiyorum. Şimdi ben kesin takipçi sayıma da takarım. Beni takip eden kişi sayısı, benim takip ettiğim kişi sayısından fazla olunca "çok cool oldum" diyorum kendi kendime. Öyle ilginç biriyim.